Society & Culture

Aile içi şiddet mağduru İranlı kadın Türkiye'den sınır dışı edilecek

April 14, 2022
Hiva Molania
5 min read
Parisa Rajabi birkaç yıl önce zorunlu evlilikten kurtuldu, ancak şimdi İran'a dönmesi gerekebilir: potansiyel olarak ölüm cezası
Parisa Rajabi birkaç yıl önce zorunlu evlilikten kurtuldu, ancak şimdi İran'a dönmesi gerekebilir: potansiyel olarak ölüm cezası

Parisa Rajabi aile içi şiddet nedeni ile Türkiye'ye kaçan İranlı bir sığınmacıdır. O aile içi şiddetin ve kadınlara karşı ayrımcı olan İran yasalarının kurbanıdır. Ancak şimdi, Türkiye'de yedi yıla yakın bir süre çocuğuyla birlikte sığınmacı olarak yaşadıktan sonra, başvurusunun Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği tarafından kabul edilmesine rağmen, Türk hükümeti bu anne ve çocuğunun sınır dışı edilmesine karar vererek onun sığınma başvurusunu reddetti.

İran yasalarına göre aile içi şiddet suç değil. Öte yandan, erkek her ne kadar anne ve çocuğa şiddet uygularsa uygulasın çocuğun velayeti ailenin babasındadır;. Ancak kadınlara tamamen karşı olan sadece yasalar değildir; aşiret yaşamlarında birçok kadın, aşiret liderlerinin ve aile erkeklerinin ataerkil kararlarının kurbanı olurlar.

"Parisa Rajabi" İran'da 16 yıl öğretmenlik yaptı ve altı yıl "Azad", "Elmi Karbordi" ve "Payame Noor" üniversitelerinde öğretim görevlisi olarak çalıştı. Ahvaz'da doğdu ve dediğine göre aşiret hayatı yaşadı.

Aşiret hayatı, bir yaşam tarzını dayatan yasalara ek olarak, Parisa'nın başına gelenler gibi aşiret kuralları da insanoğlunun kaderinde rol oynuyor. O birkaç zorunlu evliliğe katlandıktan sonra aile içi şiddete maruz kaldı, İran'dan kaçtı ve şimdi sınır dışı edilmesine karar verildi.

Parisa 2000 yılında üniversitede yüksek lisans öğrencisi olan biri ile tanıştı. Ancak tanıştığı erkek Fars ve o bir Arap’tı. Bu yüzden Parisa'nın babası evliliklerine karşı çıktı. İranwire ile yaptığı bir söyleşide Parisa, babası sadece evliliklerine karşı çıkmadı, aynı zamanda onu öldürmekle tehdit etti ve babası tarafından şiddette maruz kaldıktan sonra hiç tanımadığı bir adamla evlenmeye zorladı.

Parisa'nın ilk evliliği iki aydan fazla sürmedi. Eşi madde bağımlısıydı ve uyuşturucu bağımlılığı nedeniyle tutuklandı. Parisa'nın ailesi ve amcaları Parisa'nın ondan boşanmasını kabul etti. Ancak artık "boşanmış bir kadın" olarak tanınan Parisa, aşirete göre yalnız kalmamalıydı. Bu yüzden onu yeniden evlenmeye zorladılar.

Parisa diyor ki: "Kuzenim yakın bir aşiretten bir kızla evlenmek istiyordu, ben de o kızın erkek kardeşiyle evlenmek zorunda kaldım. İki buçuk yıl evli kaldık. Kuzenim ve eşinin çocukları olmadı ve aralarındaki anlaşmazlıklar arttı. Bir gün benden habersiz amcalarım evime gelip beni aldılar ve birkaç ay sonra boşandık. Bu süre içinde eşimle kaçmaya ya da boşanmamaya çalıştım ama kimse destek olmadı."

Aşiret hayatında bazı bölgelerde kadınlara karşı bir çok âdetler uygulanır. Pazarlık ya da uzlaşma ya da aşiretler arsındaki anlaşmazlıkların giderilmesi ve barışın sağlanması için kadınlar bir araç olarak kullanılırlar.

Ancak bu, aşiret erkeklerinin kararlarını onun bedenine ve ruhuna dayatmasının sonu değildi. İkinci boşanmadan sonra, esnaftan biri rüyasında "Sadat" (seyed) bir kızla evlendiğini aşiret reisine söylemişti: "Aşiretin reisi de beni onunla tanıştırdı. Evlilik dairesine gitmem istendi ve benim haberim olduktan sonra bu süreç sadece üç saat sürdü. Benim muhalefetim, ısrarım ve çığlıklarım aşiretin kararında kesinlikle bir değişikliğe neden olmadı.

Parisa üçüncü evliliğine girdi, ama bu sefer onu başka bir felaket bekliyordu: "Bana işkence ediyordu; Mesela sabah ezanında uyuya kaldığım için ben uyurken bacağımı sıcak kaşıkla yaktı ve elimi dirseğimden bileğime kadar bıçakla kesti. En son beni kaynar suyla yakmıştı. Bayıldım ve amcamı ve kuzenimi aradım. Gelip beni hastaneye götürdüler. Tüm göğsüm, karnım ve bacaklarım fena halde yanmıştı. Üç gün Taleghani Hastanesi'nin yanık bölümünde yattım. Orada ise iki aylık hamile olduğumu öğrendim."

Ancak Parisa'nın hamileliği, üçüncü eşi tarafından kendisine uygulanan şiddetin sona ermesine neden olmadı. Eşi, çocukları için bir doğum belgesi çıkarmak ve boşanmayı kabul etmek için iki kez ondan para aldı.

Parisa, tüm bu işkencelere rağmen aşiret reisinin hala boşanmayı kabul etmediğini söylüyor: "Amcama beni kocamın evine götürmesini söyledi. Amcamın bana destek olduğu yer burasıydı. Bir süre sonra annemle birlikte Abadan'a kaçtım. Kardeşlerimden birinin ortalığın sakinleştiğini ve geri dönebileceğimi söylemesi ile geri döndüm ama altı ay sonra tekrar başladı. Hala para istiyordu. Bu sefer kardeşimle birkaç aylığına Hamedan'a gittim. Ancak eşim benden şikâyetçi oldu. Hamedan'daki adresim onda vardı. Sürekli tehdit ediyordu. Geri dönmek zorunda kaldım ama ona verecek daha fazla param yoktu."

Parisa kaçmayı seçti. Bir süre sonra kardeşlerinden biriyle Tebriz'e gitti ve iki ay sonra tehditler annesini hedef aldı. Parisa'nın annesi evini ateşe vermekle tehdit edilmişti. Sonunda Parisa, Eylül 2016'da erkek kardeşiyle birlikte Türkiye'ye gitmeye karar verdi.

Otobüsle yasal olarak Türkiye'ye geldiler ve Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği'ne iltica başvurusunda bulundular. Bir yıl sonra başvuruları kabul edildi. Ancak sığınma hakkı Türk hükümetine ve Göç idaresine verildikten sonra Parisa'nın BM tarafından kabul edilmiş başvurusu göç idaresi tarafından reddedildi.

Parisa diyor: "Kardeşimle kaçtım ve burada onunla yaşıyorum. Bundan başka seçeneğim yoktu. Yalnız olamazdı, yoksa beni öldürürdüler. İlk yıllarda işçi olarak para kazanmak için evleri ve merdiven boşluklarını temizledim. Şu anda bir enstitü için kitap editörlüğü yapıyorum. Türkiye'de yaşamağın da benim için hiçbir getirisi olmadı. Tehditler bitmiyor. Kesinlikle hiç bir hakkım yok."

 

Türkiye'de mültecilerin yasalara göre çalışmasına izin verilmediği için gizlice çalıştırılıyorlar; Yani, düşük ücretle ve hiçbir imkânları olmadan uzun saatler çalışılan yasadışı işler. Kaçak işçiler zor bir durumda çalışıyorlar ve kadın olunca bu daha da zor hale geliyor. Ancak Parisa'nın devam eden tehditler nedeniyle düşünce güvenliği bile yok.

Parisa diyor: "İki yıl önce annemi İran'da tehdit ederken, Türkiye'deki adresimi ve telefonum ifşa olundu ve aynı anda defalarca tehdit edildim. Hatta kuzenim kaçıp Türkiye'de kalmam için bana para gönderdi. Kalırsam bu sefer beni öldüreceklerini ve aşiretteki kardeşlerimin de işin içinde olduğunu ve öldürülmemden memnun olduklarını söyledi. Parayı bir insan kaçakçısına verdim ve beni iki aya oyaladıktan sonra yok oldu. Bir keresinde onu alışveriş merkezinde gördüm ve polisi aradım ve şikayet ettim ama yargıç onu beraat ettirdi ve kuzenimin 6 bin doları yok oldu. Türk hükümeti beni hiç desteklemedi."

Mahkeme, Göç idaresinin sığınma başvurusunu reddetmesinin ardından Parisa'nın sınır dışı edilmesine karar verdi; Her yerden kovulmuş, bedeni ve ruhu sürekli şiddetle görmüş bir kadın.

Kadın cinayetleri ve kadına karşı şiddet İran'da, özellikle kadınlara karşı çıplak ataerkilliğe sahip aşiretlerde sıklıkla görülür. Parisa hala Türkiye'de ve yardıma ihtiyacı var. Ona göre İran'a dönüşü, ona ölümden farklı değil; Hele çocuğun velayeti kanuna göre babada olduğundan, yani çocuk tehdit ve şiddet eylemlerine devam eden bir erkeğe teslim edilir.

Parisa'nın Türkiye'yi yasadışı yollardan terk edecek parası yok. Türkiye de onun sınır dışı edilmesine karar verdi.

Sığınmacıların hikâyesi başlı başına haklarının ihlal edildiği bir hikâyedir. Kadınlar ise çifte şiddete katlanmak zorundalar. Ancak aileleri onların ölüm fermanını onaylayan geleneksel ve ataerkil aşiretlerde kadınlar için hayat Parisa’nın yaşadığı gibi bir kâbustur.

comments

Baha’is of Iran

Baha'i Designer's Mother 'Disappeared' by Security Agents on Answering Court Summons

April 13, 2022
OstanWire
1 min read
Aile içi şiddet mağduru İranlı kadın Türkiye'den sınır dışı edilecek